Biruya

Biruya Haber Portalı


10:01, 03 Ocak 2016 Pazar
Uzun evliliğin sırrı aile olmakta

Uzun evliliğin sırrı aile olmakta

Evlilikte ilişkiler, duygusal ve dolayısıyla kaygan bir zemin üzerinde aktığı için kaza olasılığı, hayatın diğer alanlarındaki ilişkilere göre daha yüksek




Biruya.Com - Evlilik, çiftlerin kendilerini en güvenli hissettikleri ilişkidir. Çiftler, bu kurumda en doğal hallerini sergiler ve duygularını kısıtlamadan paylaşır. Bu açıdan baktığımızda evlilik, iletişim trafiği hiç durmayan bir kurum (oluşum) olarak karşımıza çıkıyor.

Aile ve Evlilik Uzmanı Ebru Budak, Yeni Bahar Dergisi'ndeki yazısında evlilikte ilişkiler, duygusal ve dolayısıyla kaygan bir zemin üzerinde aktığı için kaza olasılığı, hayatın diğer alanlarındaki ilişkilere göre daha yüksek olduğunu yazdı. işte Budak'ın o yazısı: 

Cinsiyet farklılıkları evlilikleri nasıl etkiler?

Cinsiyet farklılıklarının evlilik sorunları üzerindeki etkisi yadsınamaz. Ancak sorunların nedenini sadece bu konuya bağlamak yanlıştır. Doğru bir bakış açısıyla, farklılıklar zenginliğe dönüşebilir.
Uzun süreli ve mutlu bir evliliğin temelinde empati, kararlılık, çözüm odaklı yaklaşım bulunur. Fakat tüm bu başlıkların uygulanabilmesi için öncelikli olarak eşlerin birbirleriyle iletişim halinde olması gerekli.

Peki, iletişim nedir?

İletişim; duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir. Ve iletişimin olmazsa olmazı, muhatabımızı yargılamadan, suçlamadan dikkatli bir şekilde (göz teması kurarak) dinlemektir. Söylediklerini onaylamasak da, belli etmeden, mimiklerimizi kontrol altında tutarak dinlemektir. Çiftlere tavsiyemiz sonunu tahmin ettiğiniz bir konuşma bile olsa, lütfen eşinizin anlatmasına izin verin. Bazen sadece anlatmış olmak bile onu rahatlatır.

Kadın ve erkek iletişimde nelere öncelik verir?

Kadınlar, duygularını paylaşmak için iletişime girer. Erkekler için ise fikirlerini paylaşmak önemlidir. Tabii ki her iki taraf için de önemsenmek daha doğrusu kabul edilmek çok önemlidir.

Kadın, erkek eve girdiği an bütün gün yaşadıklarına dair her türlü duyguyu eşiyle paylaşmak ister. Bu masumane isteği ‘‘dır dır’’ olarak isimlendirmek doğru değildir. Bu, fıtrî bir davranıştır. Erkeğin tercihi ise yemek yedikten ve bir süre dinlendikten sonra konuşmaktır.

Kadınlar bu sorunu anlatırken duygusal bir yapıları olduğu için eşlerinin onu dinlemediğini dolayısıyla önemsemediğini aktarıyorlar. Erkekler ise anlatılan ayrıntıların birçoğunu gereksiz buluyor.
Rahatlıkla aşılabilecek bir mesele olmasına rağmen danışanlarımızın birçoğunda bu meseleyle karşılaşıyoruz. Bu sorun aslında iletişime atfettiğimiz anlamla alakalı. İletişim sadece konuşmak değildir. Yan yana oturmak, göz göze gelmek, birlikte yemek yemek de iletişimdir. Konuşmanın dışındaki iletişim türlerinin de aktif bir şekilde kullanılması gerekir. Fıtrata dair farklılıklar, bu yöntemlerle aşılarak asgari müştereklerde buluşulabilir.

Eleştiriden uzak durmalısınız

Aile içi iletişimde karşılaştığımız en önemli hatalardan biri de eleştiridir. Bu noktada bilinmesi gereken bir husus var: Evlilik, eleştiriyi kaldırmayan bir zemine sahip. Sözünü ettiğimiz eleştiri; davranışa değil, kişiliğe yönelik eleştirilerdir.

Kişiliğe yönelik eleştirilerden uzak durmalısınız. Arkadaşlarınıza ya da tanımadığınız herhangi bir insana karşı daha hoşgörülü davranırken hayatı paylaştığınız eşinizden hoşgörüyü esirgiyorsunuz. Tartışmalarınızda eleştirilerinizi yüksek sesle tekrarlamayın. Bu davranış, eşinizin eleştirdiğiniz davranışa karşı direnç geliştirmesine neden olur. Bu durumda çiftler yaşlanır ancak hararetle tartıştıkları konuda bir arpa boyu bile mesafe alamazlar.

Bazen eşinizin bireysel zaman geçirmesine izin verin

Erkek haftada bir arkadaşlarıyla maça gitmek istiyor. Kadın, erkeğin –kendisi olmadan eğlenebilmesini- bir nevi ihanet sayıyor ve kendilerini hararetli bir tartışmanın içinde buluyorlar. Tabii ki sert başlangıç yaparak konuya giren her zaman mağlup oluyor, haksız duruma düşüyor.

Ne yapılabilir? Zaman tanzimi, her iki tarafı da memnun edecek şekilde düzenlenip erkeğin bu isteğine olumlu yanıt verilebilir. Kadın da o zaman diliminde kendine vakit ayırabilir. Erkek eve vakitlice döndüğünde birlikte bir kahve içerek mutlu sona ulaşılabilir.

Hor görme!

Aile içi iletişim hatalarından bir diğeri: Hor görme. Ülkemizdeki boşanmaların davalara yansıyan görünür nedeni: şiddetli geçimsizlik. Bu genel başlığın altında ise karşımıza çıkan birinci neden, eşini kendine yakıştıramama, hor görmedir. Hor görme, zeminin hararetini artırır, çatışmayı körükler.

Sorun yaşayan çiftlerden yaşadıkları sorunu anlatmalarını istediğimizde önce aralarındaki farklılıkları anlatırlar. Özellikle ‘hor görme’ ‘davranışını evliliklerinde daha yoğun olarak kullanan taraf, eşine dair tüm olumsuzlukları sıralar, evlilik tarihini baştan yazar. Daha önceleri birbirlerini seven, birbiriyle evlenmek için birçok engeli aşan kişilerin aynı kişiler olduğuna inanamazsınız.

Ne yapılmalı?

Eski günlerinizi düşünün. Aklınıza olumlu hiçbir anı gelmiyorsa, fotoğraflara bakın. Sizin için anlam ifade eden eşyalara, hediyelere göz atın. Birlikte gezdiğiniz yerleri, yaptıklarınızı anımsayın. Hayallerinizi tazeleyin. Ve bunları yaparken lütfen şunu unutmayın: Hor görme, kişiliğe yapılan bir saldırıdır. Her insan sevilmeyi ve kabul edilmeyi hak eder. Kendinizi eşinizin yerine koyun, aynı duruma bir de o taraftan bakın. Empati yapabilirseniz, kendinize dair eksiklikleri de görebilirsiniz.

En kritik iletişim hatası: duvar örme

Çiftlerden birinin duvar örme davranışını kullanıyor olması, o evlilikte tehlike alarmlarının çaldığı anlamına gelir. Eleştiri ve hor görmenin sıklıkla yaşandığı evliliklerde eşlerden biri iletişimi keser.

Yapılan araştırmalar, erkeklerin duvar örme davranışına daha sıklıkla başvurduğunu gösteriyor. Duvar örmede erkek, eve gelince kişiliğini tehditlerden korumak için gazete ya da kumandanın arkasına saklanır. Kadın için bu tahammül edilemez bir durumdur. Umursanmadıkça sesi yükselir, sesi yükseldikçe erkek bağlantıyı daha da keser. Ve bu kısır döngü sonucunda bazen bir taraf, bazen de her iki taraf iletişime geçmekten kaçar. Çünkü iletişime girmek artık tartışmak anlamına gelir. Aynı evde yaşayan iki yabancı ya da duygusal ayrılıklar yaşayan çiftler haline gelirler.

Aslında bu noktada ne yapmamız gerektiğinden çok ne yapmamamız gerektiği önemlidir. Çünkü bazen onarma girişimleri başarısız olabilir, uzman desteğine ihtiyaç olabilir.

Yine de soralım, ne yapılmalı?

İsterseniz bu durumda pansuman olabilecek bazı önerileri birkaç başlıkta sıralayalım:
Eşinizin olumlu yönlerini düşünmeye çalışın.

Evliliği güç mücadelesine dönüştürmeyin. Çünkü evlilikte kaybeden her zaman her iki taraftır.
Eşinizi değiştirmeye çalışmayın. Sizin kişiliğinizi tehdit etmeyen, kendine has özelliklerinin kalmasına izin verin. Siz ömür boyu uğraşsanız da kemikleşmiş bazı özellikler değişmez. Onu olduğu gibi kabul edin.
Aranızdaki sevgi ve merhamet bağını güçlendirmek ve canlı tutmak için çalışın.
Kadın ve erkek arasındaki fıtri farklılıkları bilerek ona göre davranın.
Unutmayın! Kadın ve erkek farklı oldukları için birbirine meyil eder. Hiçbir zaman bir ve aynı olamaz, birbirini tamamlar. Evliliğin sırrı da budur.




  • Yazdır
  • Mail Gönder


İlgili Konular » Evlilik | Uzun süreli evlilik |

 
Zika virüsü bulaşan bebekler
Kanada ve Şili hariç Amerika kıtasındaki tüm ülkeleri tehdit eden Zika virüsünün, Avrupa'ya da sıçramasının ardından tüm dünyada alarma geçildi.


En Çok Okunanlar