Biruya

Biruya Haber Portalı


11:26, 21 Ocak 2016 Perşembe
Çocuk ve harçlık

Çocuk ve harçlık

Yetişkin yaşlarda parayı iyi kullanabilme, çocukken alınan eğitimle yakından ilgilidir. Aileler bu yüzden çocuklarına harçlık verirken disiplin içinde hareket etmeli ve tutarlı olmalıdırlar.




Harçlık iyi huya bir ödül veya görevler için bir ödeme değildir. Bunun bir amacı vardır; eğitimin bir parçasıdır. Çocuğa, seçimler yaparak ve sorumlulukları göz önünde bulundurarak para kullanımı konusunda deneyim kazandırmayı amaçlar.

İlkokula yeni başlayan çocuk, paranın hesabını yapamaz. Parayı iyi tanıyamaz, bir şey aldığında üstünü istemeyi beceremez. Rasgele şeylere, abur-cubur yiyeceklere harçlığını yatırır. Bu yüzden onlara harçlık verilmesi uygun olmaz.

8 yaşındaki çocuk parayı çok az kullanmaya başlar. 10 yaşında ise kendisine yararlı ve kullanışlı şeyler satın alır. Alış veriş ederken seçmesini bilir. Para ve diğer eşyaları güvenle koruyabilir ve paranın üstünü de ister. Söylenenleri dinler ve tatbik eder. Bu yaşlar, artık harçlık verilmeye başlanması gereken dönemdir.

Harçlığı nasıl vermeli?

Harçlığın belli bir düzen içinde verilmesi en tutarlı yoldur. Çocuk, harçlığını biriktirerek bir eksiğini karşılamaya, kitap almaya veya pul vs. gibi koleksiyon yapmaya teşvik edilmelidir. Harçlık, günlük veya haftalık verilebilir. Lise öğrencisine aylık vererek, para kullanma becerisinin daha da gelişmesi sağlanabilir.

Çocuğa gereğinden fazla harçlık vermek yanlıştır. Çocuk bu fazla parayı başarılı bir şekilde kullanamaz. Var olan defter ve silgilerinin yanına yenilerini ekler. İsraf ve doyumsuzluk böyle başlar. Çocuğa fazla para vermek ona mutluluk değil, mutsuzluk ve doyumsuzluk getirecektir.

Öğrenciye çok harçlık vermenin sadece ona değil arkadaşlarına da zararı vardır. Özellikle değişik gelir gruplarından çocukların mevcut olduğu okullarda, harçlık verilmeyen veya yetersiz harçlık alan çocuklar bazı arkadaşlarının bol para harcamasından etkilenir. Önce moral bozukluğu, giderek aşağılık kompleksi ortaya çıkabilir.

Çocuğa yetersiz harçlık vermek de yanlıştır. Arkadaşlarıyla kendisininkini kıyaslayarak üzüntü duyar ve kendine güveni azalabilir.

En doğru olanı, çocuğun yaşına ve sınıfına uygun olarak, ihtiyaçlarını karşılamak üzere yeterli ve düzenli bir harçlık vermektir.

Bu paranın ne kadar olacağına çocuk ve ebeveyn beraber karar vermeli, belli zaman aralıklarıyla miktarı gözden geçirilmelidir. Çocuk harçlığı az bulursa ona, uygun ve sakin bir dille “Sana fazlasını verebilmeyi isterdik ama bütçemiz sınırlı” diyebilmeliyiz.

Harçlığın faydaları

Özenli verilen harçlık, çocukta sorumluluk ve sahiplenme duygusunu geliştirir. Anlık ve geçici isteklerini erteleyebilme ve ihtiyaçlarını öncelik sırasına koyma becerisini kazandırır. Ayrıca tasarruflu olmayı, elde ettiklerinin değerini bilmeyi öğretir. Zamanla harcamalarını kontrol etmeyi bilir. Bir de ailesinin kendisine değer verdiğini, ayrı bir fert olarak kabul edildiğini kavrar.

Çocuğa Dayak Atmalı mı?

Dayak, çocukları disiplin altına alabilmek için sık kullanılan metodlardan biridir. Yetişkinler çocuk üzerinde otorite kurabilmek için bazen biraz daha düşünüp daha iyi yollar aramaya gerek görmeden, bazen de doğru terbiye yolunu bulmakta yetersiz kalarak dayağa başvururlar.

Bu tür disiplin ülkemizde çok uygulanır. Ancak bu usulün zayıf vicdan ve ahlak gelişimine yol açtığı bilinmektedir. Dayak “cennetten çıkma” değildir. Bugünün insanı bağımsız düşünebilmek, her duruma uyacak esnekliğe sahip olmak zorundadır. Dayakla büyüyen çocuk esnek olmaz, katı olur.

Çocuğu döverek veya şiddet kullanarak cezalandırmak çocukta zayıf vicdan gelişmesine yol açar. Çünkü:

* Bir kere, çocuk bir yaramazlık yaptığı zaman dayak yerse, yaptığının karşılığını ödemiş demektir. Yaptığını tamir etmek ve onun kötü sonuçlarını düzeltmek için düşünmesine veya başka bir şey yapmasına gerek kalmamıştır.

* Dövülmek çocukta ana-babaya karşı kızgınlığa yol açar. Dolayısıyla çocuk kendi yaptığının kötü bir şey olduğunu öğrenip kendini suçlu göreceğine, kendini döveni suçlar. Suçluluk hissetmek yerine mağdur ve suçlayan durumuna geçer.

* Çocuğun, ana-babadan daha güçsüz, daha aciz olduğunun bu şekilde yüzüne vurulması onu utandırır, onlara güvenini sarsar.

* Çocuk ana-babasının davranışını taklit edip problemlerini saldırganlıkla çözmeye çalışır, kızdığı zaman o da bir başkasını döver. Böylece fizikî ceza, çocuğa vicdanlı olmamayı öğretir. Dayağa alışan çocuk, başkalarıyla sürtüşmesini sözle halledemez; o da dayağa, dövüşe, şiddete kolayca başvuran biri haline gelir.

Çocuk terbiyesinde dayağın hiç yeri yok mudur?

Bazı durumlarda ana-babanın çocuğu hatalı bir hareketten korumak için dayaktan başka çare bulamadığına hepimiz şahit oluyoruz. Ancak ana-baba bazen çaresiz kalıp çocuğa vurmak mecburiyetini kendinde hissediyorsa, şu kaideleri göz önünde tutmalıdır:

Sözden anlayacak yaştaki çocuğa dayak atmanın gereği de, faydası da yoktur. Demek ki, çocuk büyüdükçe dayak söz konusu olmaktan çıkar.

* Sözden anlamayan çocuğun ardına bir iki şaplak vurmak yeter. Başa, yüze tokat atmak: kemer, kayış, sopa gibi şeylerle dövmek kesinlikle zararlıdır. Ana-babaya değil işkenceciye yaraşır. Çocuğa vurmanın aslında zararlı olduğu ve ancak şu durumlarda son çare olarak başvurabileceği düşünebilir:

* Çocuğun başkasına kasıtla ve bilerek zarar vermesi.

* Sürekli ikaza rağmen kötü davranışında ısrar etmesi.

* Uyarmamıza rağmen kendine zararlı ve tehlikeli davranışlarda bulunması (mesela prizle oynamak).

Gene de temel kaidemizi tekrarlayalım: Dayaktan elden geldiğince sakınmalıdır. Sözden anlayacak yaştaki çocuğa sözle hitap etmelidir. Ayrıca dayağı faydalı olduğu zaman tercih etmeli, kızgınlık ve öfke ile başvurulmamalıdır.

Anneler Kızgınlık Anında Neler Yapmalıdır?

Çocuk sahibi olmak büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Zira, anne ve babanın çocuğun bakımı ve terbiyesi konusunda fiil ve fikir birliği içerisinde olmalarını gerektiriyor.

Mukaddes bir görev sayılan annelik, bazen özellikle genç ve tecrübesiz bir hanım için yük haline gelebilir. Bebeğin anlaşılmayan bağırışları ve ağlayışları, anneyi çileden çıkarıp, çocuğunu hırpalamaya tahrik edebilir.

Her ne kadar imkânsız görünse de, çocuğu ona zarar vermeden yetiştirmek mümkündür. Başarmak için bazı kaidelere sabırlı şekilde uymak gerekir:

* Sinirlenince, derin derin nefes alıp, içinizden “sakinleşeceğim” diyerek 10’a kadar sayın.

* Bir yetişkin olduğunuzu, en önemlisi çocuğunuzu kendi isteğinizle dünyaya getirdiğinizi ve sizi örnek alacağını hatırlayın.

* Çocuğa söyleyeceğinizi düşünmeden söylemeyin. Kendinizi onun yerine koyarak değerlendirin.

* Bir kaç dakikalığına bir başka odaya gidin. Neden sinirlendiğinizi düşünün. Sebep gerçekten çocuk mu, yoksa başka bir şey mi?

* Konuşabileceğiniz birini, eşinizi veya yakın bir dostunuzu arayın. Sizi endişelendiren problemi paylaşın.

* Arada bir kendinize zaman ayırıp, dışarı temiz hava almaya çıkın ve açık havada yürüyüş yapın.

* Olaylar gerçekten kötü gitmeye başlayınca mola verin. Bu arada kendinizi iyi hissedecek bir şey yapın. Çay molası, gezi, sohbet gibi…

* Kriz anlarında, espri anlayışınızı devreye sokun, olayların iyi veya komik yönlerini görmeye çalışın.

* Odayı terk edin. Olmazsa, yalnız başınıza odada söylenerek deşarj olmaya gayret edin.

* Sevdiğiniz, etkilendiğiniz bir manzarayı veya hatıranızı aklınıza getirin. Sakinleşmenizi kolaylaştırabilir.

* Bunlara rağmen sık sık sinirleniyorsanız doktora başvurun.

Kaynak- Gülistan Derg.- Psikiyatrist Doç. Dr. Sefa Saygılı




  • Yazdır
  • Mail Gönder


İlgili Konular » aile | çocuk | harçlık |

 
Zika virüsü bulaşan bebekler
Kanada ve Şili hariç Amerika kıtasındaki tüm ülkeleri tehdit eden Zika virüsünün, Avrupa'ya da sıçramasının ardından tüm dünyada alarma geçildi.


En Çok Okunanlar