Biruya

Biruya Haber Portalı


08:46, 08 Şubat 2016 Pazartesi
Dertlerimizin çaresi: Affetmek

Dertlerimizin çaresi: Affetmek

“Kötülüğün cezası ona denk bir kötülüktür. Fakat kim affeder de barışmaktan yana olursa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Çünkü Allah elbette zalimleri sevmez.” (Şûrâ Sûresi, 40)




Ne çok kırılmış, ağlamış, üzülmüşüzdür. Hatta hâlâ yükünü taşıdığımız nice acılarımız vardır, adı bizde saklı. Affedememişizdir çünkü. Zor olanı yani affetmeyi değil, en kolayını seçmişizdir. Darılmış, karşımızdakiyle iletişimi koparmış, kin gütmüş veya ‘asla affetmeyeceğim’ deyip tüm gemileri yakmışızdır. Ne var ki bu şekilde asıl kendimize zarar veriyor, ruhumuza gereksiz yükler yüklüyoruz.

Şu ibretlik hikâye meseleye çarpıcı bir örnek: Öğretmen, bir gün öğrencilerine yarınki konularının hayat dersi olduğunu söyler ve yarın yanlarında bir kilo patates ile okula gelmelerini ister. Çocuklar da getirir. Öğretmen bu sefer de her bir patatese sevmedikleri, nefret ettikleri ve affetmedikleri birinin adını yazmalarını, sonrada poşete koymalarını söyler. Kimi patateslerin tamamına isim yazar, kimi birkaç tanesine. Bu poşeti bir hafta boyunca nereye giderlerse gitsinler yanlarında taşımalarını ister öğretmen. Çocuklar şaşkındır ama kabul ederler. Bir hafta sonra derse gelen öğrenciler, “Lütfen öğretmenim bitsin bu işkence çok ağır oluyor, üstelik zamanla kokmaya başladı. Otobüste, minibüste kimse yanımıza bile yaklaşmıyor hatta almak bile istemiyorlar!” der. Öğretmen, gülümseyerek cevap verir: “İşte çocuklar o affedemediğiniz insanlar zamanla size böylesine yük olur ve her yerde taşımak zorunda kalırsınız. Yükü taşımak da size kalmış, atıp kurtulmak da!”

Maalesef günümüzde bu yükü taşıyanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Kimimiz gururumuza yenik düşüyor, kimimiz affederek bize onca kötülük yapmış kişiyi ödüllendireceğimizi düşünüyoruz. Yahut bir ‘yenilgi’ olarak görüyoruz bağışlamayı. Oysaki affetmek, bizde hem fiziksel hem de ruhsal bir temizlik sağlıyor. Araştırmalar da bunu gösteriyor. Bağışlamamak, stres yapıyor, vücutta zararlı maddeler salgılanmasına sebep oluyor. Tansiyon yükselmesi, hormonal dengesizliklerin oluşması, kalp hastalıkları, nörolojik bozukluklara yol açıyor. Ancak affedince tüm bunlar en aza iniyor. Ayrıca affederek hem kendi içimizdeki iyiyi ortaya çıkarıyor, hem de karşımızdakinin daha iyi olabileceğine dair umudumuzu kaybetmiyoruz.

Affetmek, sadece psikolojik ve fiziksel anlamda fayda vermiyor, aynı zamanda Cenab-ı Hakk’ın da mükâfatını sağlıyor. Kur’an-ı Kerim’de bununla ilgili “Kötülüğün cezası ona denk bir kötülüktür (cezadır). Fakat kim affeder de barışmaktan yana olursa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Çünkü Allah elbette zalimleri sevmez.” buyuruluyor.

Gerçekten affettik mi?

Bağışlamak, her zaman fayda sağlasa da sadece ‘affettim’ diyerek karşımızdakini bağışlayamıyoruz. Bu sözü söylememize rağmen hâlâ karşımızdakine kızıyor, öfke duyuyor, kırılıyor, intikam alıyorsak gerçek anlamda onu affedememişizdir. Bağışlamayı içselleştirememişizdir. Esas affetmek, bu olumsuz duyguların bir kenara bırakılmasıdır.

Nasıl affedebiliriz?

Affetmek, kolay bir psikolojik süreç değil. Vakit alabilir, herkes için kısa bir sürede gerçekleşmeyebilir. Bunun için affetme egzersizleri yapılabilir. Ama ilk yapılması gereken duyguları o anda yaşayıp kapatmaktır. Mesela gün içerisinde birisiyle problem yaşadıysak, içimize atmak yerine tepkimizi makul bir üslupla anlatmalıyız. Suçlayıcı olmayan ama kendimizden emin bir ruh hali ile rahatsızlığımızı dile getirmeliyiz. Tabii geçmişteki kırgınlıklarımız için bu yöntem söz konusu olmayabilir. O kişiye ulaşmak mümkün değilse hayalî bir mektup yazarak rahatlayabiliriz. Karşımızda sanki o kişi varmış gibi duygularımızı kâğıda dökebiliriz. Bir diğer yöntemde de iki sandalyeyi karşılıklı koyun. Birine kendiniz oturun ve elinize bir yastık alın. Diğerine de öfkeli olduğunuz kişinin oturduğunu hayal edin. O kişiye karşı öfkenizi yüksek sesle dile getirin, avazınız çıktığı kadar bağırın. Kibar olmaya çalışmayın. Fiziksel olarak vurmak istiyorsanız yastığı kullanın. İçinizi boşaltınca rahatlayacaksınız. Sözleriniz bittikten sonra karşı tarafın savunmasını alın, suçlamalarınız için ne diyor. İçinizden onun yerine bir cevap gelecektir. Cevap sizin affetmeniz için yeterli mi? Yeterli ise onu affetmeye hazırsınız demektir. Ona sarılın. Cevap tatmin etmiyorsa zaman zaman bu yöntemi uygulamaya devam edin. Unutmayın hisleriniz boşaldıkça olaya hassasiyetiniz azalacak, ortada da affetmeyi gerektirecek bir durum kalmayacaktır. Bu uygulamayı hayal ederek de tatbik edebilirsiniz.

Kaynakça: Psikoloji, Din ve Eğitim Yönüyle İnsani Değerler, Prof. Dr. Hayati Hökelekli, Dem Yayınları




  • Yazdır
  • Mail Gönder



 
Zika virüsü bulaşan bebekler
Kanada ve Şili hariç Amerika kıtasındaki tüm ülkeleri tehdit eden Zika virüsünün, Avrupa'ya da sıçramasının ardından tüm dünyada alarma geçildi.


En Çok Okunanlar