Biruya

Biruya Haber Portalı


23:33, 05 Şubat 2016 Cuma
Mutlu aile için efendimizin tavsiyeleri

Mutlu aile için efendimizin tavsiyeleri

Peygamber efendimiz, aile hayatı ile de ışık tutuyor yuvalarımıza. Evliliği diri tutmanın metotlarını aslında O'nun hayatına baktığımızda net bir şekilde görülüyor




Her hâli ile bize örnek olan İki Cihan Serveri Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) aile hayatı ile de ışık tutuyor yuvalarımıza. Evliliği diri tutmanın metotlarını aslında O'nun hayatına baktığımızda net bir şekilde görüyoruz.

Siyer âlimleri, Efendimiz'in mutlu yuvasında paylaşımdan yana beş ana prensibin olduğunu söylüyor. Aslında biz buna ‘5S formülü' de diyebiliriz:

* Sofra birliği: En azından bir öğün aynı sofrada bir arada yerlerdi.

* Seccade birliği: Peygamber Efendimiz, namazlarını aile fertleriyle cemaat şeklinde kılardı. Mesela, teheccüd namazına Hazreti Aişe validemizi de uyandırır, elini eline alır, birlikte dua ederlerdi.

* Sevgi birliği: Allah Resûlü, hanımlarının gönlünü hep hoş tutardı. Yeri gelince şakalaşır, hediye verirdi. Eşleri de O'nun (sas) saçlarını tarar, abdest suyunu o istemeden hazır ederdi. Kainatın Efendisi'nin, kendi yanlarına geldiğinde rahatlamasını isterlerdi.

* Seyahat birliği: Eşini ve çocuklarını eğlendirme amacıyla farklı bir mekâna götürürdü. Örneğin Efendimiz Hz. Aişe'ye “Gel müsabaka yapalım. Kim daha önce varacak görelim.” der. Aişe annemiz hemen koşar ve hedefe O'ndan önce varır. Aslında Efendimiz, Hazreti Aişe'nin kazanmasına kolaylık sağlamıştır.

* Sayfa birliği: Resûlullah, ailesiyle akşam ve yatsı namazı arasında ortak okuma saati yapar, birlikte Kur'an-ı Kerim okurlardı. Bu sohbet ortamında aile efradı akıllarına takılanları Peygamber Efendimiz'e sorardı.

‘Efendimiz'in prensipleriyle mutluluğu bulduk'

Ülkemizdeki boşanma sebeplerini irdeleyen bir araştırmaya göre, genel kanaatin aksine boşanmada ilk sıralarda, dayak, aldatma, ekonomik sıkıntılar yer almıyor. Yüzde 27,3'lük bir oranla ‘Eşlerin birbirine ilgisizlik ve sorumsuzluğu' evliliğin sona erdirilmesinde açık ara birinci. Ortada çok ciddi bir problem olmasa da ‘evliliğin tekdüzeliği'nden sıkılan kimi karı-koca, soluğu mahkemede alabiliyor. Kimi de evliliğini mutsuz bir şekilde devam ettiriyor. Ancak 18 yıldır evli olan Murat-Gülsüm Atay çifti, hem bakış açıları hem de örnek uygulamalarıyla bizlere monotonluğun bir sorun olmadığını gösteriyor.

Murat ve Gülsüm Atay çifti ömürlerinin dörtte birini beraber geçirseler de bu süre onlara daha dün gibi geliyor. Evlilikte monotonluğa inanmadığını söyleyen Murat Bey bunu şöyle izah ediyor: “Her gün aynı şeyleri yaşıyoruz ama her geçen gün değişiyoruz. Hayata bakışımız, duygularımız değişiyor. İki kişi ile başladığımız yolculuğa 3 evlat sahibi olarak devam ediyoruz. Bunlar hayatın gidişatı itibarıyla monotonluğu aşan şeyler.”

‘Gel beraber biz olalım'

Gülsüm Hanım monotonluğa düşmemelerinin sebebini ortak değerlerinin aynı olmasına bağlıyor. Hayatı sadece ‘benim evim', ‘benim dünyam', ‘benim çocuğum' olarak görmeyen Atay çifti, başkalarının dertleriyle dertleniyor, sıkıntılarını konuşuyor, ellerinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyor. Kısacası sadece kendi dünyalarını yaşamamaya gayret ediyorlar. Bu yaşam felsefesini benimsemiş kişilerle iletişim kurdukları için evlilikte sıradanlık bir sorun haline dönüşmüyor.

Bu noktada evliliklerindeki olası monotonluğu yok etme noktasında Mevlânâ Hazretlerinin şu enfes sözlerini kendilerine rehber edindiklerini söylüyorlar: “Gel, sen senliğini bırak. Ben benliğimi bırakayım. Gel beraber ‘biz' olalım”.

Tok bile olsalar sofrada birbirlerine eşlik ediyorlar

Atay çiftinin, sofra birlikteliğine oldukça önem veriyor. Tok bile olsalar akşam yemeklerinde tüm aile fertleri bir masanın etrafında buluşuyor. O gün neler yaptıklarını konuşuyorlar. Atay Ailesi sadece yemek masasında değil namaz kılarken de birlikte hareket ediyor. Akşam ve yatsı namazlarını Murat Bey'in imamlığında eda ediyorlar.

Devamlı iletişim halindeler

Atay çiftinin evliliğindeki tekdüzeliği aralarındaki kuvvetli iletişim önlüyor. Murat Bey, işten eve geldiğinde televizyona odaklanmayıp eşi ve çocuklarıyla sohbet ediyor. Zaman zaman da Peygamber Efendimiz'in ve büyük alimlerin hayatlarından hasbihal ediyorlar. Murat Bey tam da bu nokta da hemcinslerine şöyle bir mesaj veriyor: “Eşimle daha fazla konuşmam gerekiyor aslında. Biz erkekler, cevabını bildiğimiz şeylerin üzerinden tekrar geçmek istemeyiz, gerek olmadığını düşünürüz. Oysa tekrar tekrar geçmek gerekiyor.” Gülsüm Hanım, beklentilerini de konuşuyor eşiyle. Sonuç mu? Murat Bey, elinden geldiğince o istekleri karşılamaya çalışıyor. Doğum günü gibi özel günlerde de çiçek alarak eşinin gönlünü fethediyor.

Çocuklar doğduktan sonra da birbirlerini ihmal etmediler

Evlat sahibi olunduktan sonra hayatın merkezine genellikle çocuk konuluyor. Özellikle kadınların ilgisi çocuğa daha fazla kayıyor. Bu durum karşısında erkek de kendini işe veriyor. Haliyle günlük yaşam belirli bir sırada ve belirli bir kurala göre akıp gidiyor. Tabii iki taraf da zamanla sıkılmaya başlıyor. Şeyma Nur (17), Beyza (12) ve Zeynep (5) adında 3 kızları olan Atay çiftine de bu durumu soruyoruz. Murat Bey, “Eşimin çocuklarla ilgilenmesi beni rahatsız değil daha çok mutlu eden bir durum.” diyor. Gülsüm Hanım da eşinin çok yoğun bir çalışma hayatı olmasına rağmen kendisi ve çocuklarını ihmal etmediğini ifade ediyor. Atay ailesi, hafta sonlarını mutlaka birlikte geçiriyor, tatile de birlikte gidiyor.

Ali Demirel ve Zeynep Kaçmaz / Ailem Dergisi




  • Yazdır
  • Mail Gönder



 
Zika virüsü bulaşan bebekler
Kanada ve Şili hariç Amerika kıtasındaki tüm ülkeleri tehdit eden Zika virüsünün, Avrupa'ya da sıçramasının ardından tüm dünyada alarma geçildi.


En Çok Okunanlar